E. B. White'ın Hikâyesi Üzerine Değerlendirme
Bu hikâyenin iki yönü olduğuna inanıyorum. Bir yönü, bir babanın oğlunu, ailesiyle yaz tatilleri için gittiği aynı göle getirmesiyle ilgili. Oğluna çocukken yaptığı şeyleri göstermek istiyor ve zaman içinde meydana gelen değişimlere uyum sağlamaya çalışıyor.
İkili Varoluş
Hikâyenin diğer yönü, benim babanın ikili varoluş sendromu dediğim şey. Buna sendrom diyorum çünkü bir sendrom gibi davranıyor; zaman zaman ortaya çıkıyor ve belirli anlar ya da ayrıntılarla tetikleniyor. Gölle ilgili çocukluk anılarının tamamı, artık kendi oğluyla bir yetişkin olarak döndüğünde yeniden yüzeye çıkıyor. Sık sık kendini babası gibi hissediyor ve kendisini oğlunda görüyor. Oğlunun her hareketi ona kendi çocukluğunu hatırlatıyor. Dahası, oğlunun içinde var olduğunu hissediyor.
Bu sendromu en iyi anlatan satırın şu olduğunu düşünüyorum: “Sonunda hangi oltanın ucunda olduğumu bilmiyordum.” Bu satır, babanın içsel karmaşasını ve geçmişle bugünün duygusal olarak iç içe geçmesini gerçekten yakalıyor.
Özlem ve Değişim
Ayrıca baba hikâye boyunca tamamen mutlu görünmüyor. Yeni, gürültülü dıştan takma motorlardan ve Moxie ya da root beer'dan daha fazla Coca-Cola olmasından rahatsız oluyor. Çocukluk günlerini derinden özlüyor. Belki de ikili varoluşun nedeni bu. Yeniden oğul olmak istiyor, baba değil.
Son Sahne ve Yorumu
Sonunda, oğlu soğuk, ıslak mayoyu giydiğinde, baba aniden ölümün ürpertisini hissettiğini söylüyor. Bu, oğlunun deneyimiyle ne kadar derinden bağ kurduğunu bir kez daha gösteriyor. Ama bu anı farklı da yorumlayabiliriz: ölümün ürpertisini hissediyor çünkü kendisiyle oğlu arasındaki enerji farkını fark ediyor. Yaşlandığının farkına varıyor.